Acentelerin başarılı olması mutlaka kişisel özellikleri
ve azmine bağlıdır. Ancak bir acentenin iş hayatına hangi sigorta şirketi ile
başladığı ve devam ettiği konusu o acentenin başarısına en çok etki eden
faktördür.
Sigorta şirketleri ile acentelerinin uyumu piyasaya son
derece olumlu yansır ve hem sigorta şirketinin hem de acentesinin gelişmesine
son derece önemli katkı sağlar.
Öncelikle akıldan çıkarılmaması gereken nokta her iki
kurumun birbirine güven duyması ve çalışmalarında herhangi bir art niyet
aramamasıdır. Bu güven ortamının oluşturulamaması durumunda her işlemde ve her
uygulamada taraflar birbirinden kendilerinin aleyhine bir yaklaşım beklediklerinde
çalışmak gerçekten son derece zordur. Bu tabii ki şirket yöneticilerinin açık, şeffaf,
iletişim kanalını acentelere açması ve genelde uygulamalarında tutarlı olmasına
bağlıdır. Bu, acente tarafında da şirketi doğru bir partner olarak gördüğü ve
şirketi "kullanmadığı" izlenimini şirket yöneticilerine hissettirmesi
ile gerçekleşir.
Sigorta şirketinin istikrarlı bir strateji oluşturması ve
bunu acenteleri ile paylaşması acentenin bu beraberlikte önünü görmesi
bakımından son derece önemlidir. Acenteler müşterileri karşısında çalıştığı
sigorta şirketinin uygulamalarını anlatırken o sigorta şirketine olan
itimatlarını da anlattıkları zaman müşteri güvenini kazanırlar. Aksi takdirde
sürekli değişen uygulamaları açıklamakta ve istedikleri sonucu
almakta zorlanırlar.
Bir diğer önemli kıstas ise o şirketin dağıtım kanalı
stratejisinde "acenteliğin" yerinin acente tarafından doğru
anlaşılmasıdır. Sigorta şirketinin banka kanalını ya da diğer kanalları ön
planda tutan bir yaklaşımı var mı? Bu yaklaşım acentenin rekabet gücünü nasıl
etkiliyor konusu son derece önemlidir. Bu yaklaşım kategorik olarak sadece dağıtım kanallarının arasında olmayıp şirketin diğer
acenteleri arasında da
yapılıyorsa da bu acenteyi müşteri karşısında zayıf duruma düşürür ve iş
kaybına
neden olur.
Sigorta şirketinin seçiminde o şirketin içyapısı ve
organizasyonu belki de acenteyi günlük olarak etkileyen en önemli husustur. Acentenin
işini şirketin sağladığı altyapı ile çözüp çözemediği, sorun olan alanlarda ise
şirkete ulaşmaktaki kolaylığı son derece önemlidir. Acente müşteri karşısında
zamana karşı yarışmaktadır ve acentenin o müşterinin işini çözmedeki sürati ve
başarısı müşteri bakımından acenteyi değerlendirdiği tek kıstastır. Acentenin
şirkete ulaşmada zorluk çekmesi şirketin organizasyonun doğru çalışmadığının
bir göstergesidir. Acentenin bu konudaki açığı kapatmak için yapacağı her efor
ona maliyet artışı getirecek ve iş kaybettirecektir.
Sigorta şirketinin fiyatlama becerisi, tarife
uygulamaları, piyasayı takip edebilme yetisi acentenin gelişmesi ve mevcut
portföyünü koruması bakımından önemlidir. Acente sadece diğer sigorta şirketleri
ile rekabet etme yanında bir de çalıştığı sigorta şirketinin diğer kaynakları
ile karşı karşıya geleceği bir fiyatlama modeli ile çalışıyorsa ciddi anlamda
yıpranacak ve bunu müşterilerine
açıklamakta zorluk çekecektir. Acente bu
konuda şirketinin uygulamalarını benimserse müşterisini eğitebilecek ve ona
rakiplere olan üstünlüklerini anlatmayı mutlaka deneyecektir.
Sigorta şirketlerinin hangi portföyü yönetmede ne derece
başarılı olduğu ve acentenin portföy yapısı yine şirket seçiminde son derece
önemli bir kriterdir. Sigorta şirketinin branş yönetim tercihleri ile acente
portföyünün uyuşmaması acentenin gelişmesine ciddi anlamda etki eder.
Sigorta şirketinin mali durumu, nakit akışı, piyasadaki
konumu, yöneticileri; acentenin şirket seçiminde son derece önemlidir. Bu konu
acentenin müşterilere karşı mükellefiyetini tam ve zamanında yerine getirmesini
önlerse, acente sadece o müşteriyi kaybetme riski ile karşı karşıya kalmaz tüm
portföyünün bundan etkilenmesi mümkün hale gelir ki bu da acentenin sonu olur.
En son olarak acenteye sağlanan imkanlar ki; bunların
başında komisyon gelir. Şirketin komisyon sistemi acentenin büyüyüp gelişmesine imkân veriyor mu, diğer
yandan acentenin gelişmesi için
eğitim programları yeterince
yapılıyor mu, başarılı
acentelerin bir araya getirilip iyi örneklerin paylaşıldığı organizasyonlar
gerçekleşiyor mu gibi konular acentenin doğru şirket seçimi bakımından
önemlidir.
Bu yazıyı okuyan acentelerin çoğu bu maddeleri bildiğini
düşünebilir ancak geçmiş portföyleri ile bugün geldikleri noktayı mukayese
ettiklerinde aslında bu maddeleri doğru uygulamadıkları görülmektedir. Daha
ziyade mevcutla devam etme, yeni bir arayıştan korkma, mevcut şirketinden şikâyet
etmeyi gelişmekten daha fazla önemseme, tembellik gibi nedenlerle bu değişimi
yapamadıkları ve yavaş yavaş tükenmeye doğru gittikleri görülmektedir.
Önümüzdeki dönem şirket seçiminde “big data” ve data
analiz becerileri ile acentesinin gelişimine katkı sağlayan şirketlerin ön
planda tutulacağını, diğer yandan şirketin dijital yaklaşımların ve mobil çözümlerin
de önem kazanacağını ancak bu yaklaşımı teorik olarak anlatan şirketlerin değil
bunları iş yapış biçimine monte eden ve işleri gerçekten çözen şirketlerin
seçileceğini de eklemek isterim.